| https://www.fatihyildirim.tr |
|
|
|
|
|
|
| |
"akıl ile inanç arasındaki
ilişki (felsefe ve din)" |
|
| |
1. Dört Ana Model |
|
|
|
|
|
|
| |
2. Felsefi Argümanlar (Ateist ve Teist Kanatlardan) |
|
Russel'in
Çaydanlığı |
|
|
|
| |
3. Önemli Filozofların Pozisyonları |
|
Örtüşmeyen Yetki Alanları (NOMA) |
|
|
| |
4. İslam Düşüncesinde Akıl (ʿAql)
ve İman (Īmān) |
|
|
|
|
|
|
| |
5. Hristiyanlıkta Akıl ve İnanç |
|
|
|
|
|
|
| |
6. Modern Çağda Akıl-İnanç
İlişkisi |
|
|
|
|
|
|
| |
7. Evrensel (Hem Teist Hem Ateist İçin)
Uyarılar |
|
|
|
|
|
|
| |
8. Günlük Yaşamda Akıl ve İnanç |
|
|
|
|
|
|
| |
9. Kısa Özet |
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
Son Güncelleme: 18.05.2026 r.01.01 |
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
Akıl (reason)
ile inanç (faith) arasındaki ilişki, hem felsefe
tarihinin hem de din felsefesinin en temel, en çok tartışılan
konularından biridir. Bu ilişki, dört ana model etrafında
şekillenir: çatışma,
bağımsızlık, diyalog/bütünleme (akıl
inancı temellendirir/tamamlar) ve inanç aklın üstündedir. |
|
|
|
| |
Burada hem felsefi hem
de farklı din geleneklerindeki (özellikle İslam, Hristiyanlık,
Yahudilik) yaklaşımları ele alacağım. |
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
1. Dört Ana Model |
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
Açıklama |
|
Akıl mı,
İnanç mı? |
Temsilci isimler |
|
|
| |
Çatışma (Karşıtlık) |
Akıl ve inanç
birbiriyle bağdaşmaz; biri doğruysa diğeri
yanlıştır. |
Ya akıl (ateizm)
ya da inanç (fideizm) kazanır |
Akıl lehine: Russell, Dawkins, Sartre İnanç lehine (fideizm): Tertullianus, Kierkegaard |
|
| |
Bağımsızlık
(Ayrı alanlar) |
Akıl ve inanç
farklı sorulara cevap verir; birbirine
karışmamalıdır. |
İkisi de kendi
alanında geçerli |
Gould
(NOMA Non-Overlapping Magisteria) |
|
| |
Diyalog / Bütünleme |
Akıl inancı
temellendirebilir veya destekleyebilir; ikisi uyum içindedir. |
Akıl
inancın ön hazırlığı veya yardımcısıdır |
Aquinas, İbn
Rüşd, Farabi, İbn Sina, Anselmus |
|
| |
İnanç Aklın
Üstünde (Sadece inanç değil, akla
aşkın) |
Akıl
sınırlıdır; en yüksek hakikatlere sadece inançla
ulaşılır. |
İnanç
aklı aşar,
ama bazen onu kullanır |
Pascal, Kierkegaard
(teolojik fideizm), bazı Augustinus yorumları |
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
2. Felsefi
Argümanlar (Ateist ve Teist Kanatlardan) |
|
|
|
|
|
| |
2.1. Ateist / Agnostik Kanat (Akıl inançla
çatışır) |
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
Açıklama |
|
|
|
Örnek |
|
|
|
| |
Kötülük problemi |
Eğer Tanrı
her şeye gücü yeten, her şeyi bilen ve iyiyse, kötülük neden var?
Bu çelişki aklen çözülemez; inanç bu çelişkiyi görmezden gelir. |
Epicuros, Hume, Mackie |
|
|
|
|
| |
Kanıt yükü |
İnanç, kanıt
olmadan kabul edilir. Akıl ise kanıt ister. "Olağan
dışı iddialar olağan dışı kanıt
gerektirir." |
Russell'ın
Çaydanlığı, Sagan |
|
|
|
|
| |
Çelişkili vahiyler |
Farklı dinler
birbiriyle çelişen iddialarda bulunur. Akıl hangisinin doğru
olduğuna karar veremez, inanç ise keyfi seçer. |
"Hangi Tanrı'ya inanayım?" |
|
|
|
|
| |
Doğal
açıklamaların ilerlemesi |
Tarihte inançla
açıklanan pek çok şey (yıldırım, deprem,
hastalık) aklın (bilimin) alanına geçmiştir.
"Tanrı boşluklarının tanrısı." |
Hume, Dawkins |
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
2.2. Teist Kanat
(Akıl inancı destekler veya en azından çelişmez) |
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
Açıklama |
|
|
|
Örnek |
|
|
|
|
|
| |
Tanrı'nın
varlığına dair rasyonel argümanlar |
Kozmolojik,
ontolojik, teleolojik, ahlaki argümanlar akıl yoluyla
Tanrı'nın varlığına ulaşılabilir. |
Anselmus, Aquinas, İbn Sina, Plantinga |
|
|
|
| |
İman ile
aklın uyumu |
Aynı hakikatin
iki yolu: doğa kitabı (akıl) ve vahiy kitabı (inanç).
Çelişki varsa ya yorum hatası ya da sınırlı
aklımızın bir yanılsamasıdır. |
Aquinas, İbn Rüşd (çoğunlukla) |
|
|
|
| |
Akıl
inancın ön hazırlığıdır |
Önce akıl,
Tanrı'nın varlığını gösterebilir; sonra inanç
(lütuf/vahiy) daha derin hakikatlere kapı açar. |
Aquinas (Summa Theologiae, İlk Yol) |
|
|
|
|
| |
Akıl
inancın tamamlayıcısıdır |
İnanç olmadan
akıl neyin nihai iyi olduğunu bilemez; akıl olmadan inanç
batıl inanca dönüşür. |
Pascal (kalbin aklı "kalbin gerekçeleri
aklın bilmediği") |
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
3.
Önemli Filozofların Pozisyonları |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
Tertullianus
(yaklaşık MS 160-220) "Fideizm" (Sırf İnanç) |
|
|
|
|
|
|
|
| |
Ünlü sözü: "Credo quia
absurdum" "Saçma olduğu
için inanıyorum." |
|
|
|
|
|
|
| |
Tanrı'nın
oğlunun ölmesi, dirilmesi akla aykırıdır; işte bu
nedenle inanmaya değerdir. Akıl ile inanç
arasında uzlaşmaz karşıtlık. |
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
Augustinus (MS 354-430)
"Anlamak için inan, inandığını anla" |
|
|
|
|
|
|
| |
"Credo ut
intelligam" "Anlamak için
inanıyorum." |
|
|
|
|
|
|
|
| |
İnanç,
anlamanın ön koşuludur. Akıl inancın içinde
çalışır, ancak inanç olmadan akıl nihai hakikate
ulaşamaz. |
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
Anselmus (1033-1109)
"İnanan kişi anlamaya çalışır" |
|
|
|
|
|
|
|
| |
"Fides quaerens
intellectum" "Anlama arayan
inanç." |
|
|
|
|
|
|
|
| |
İnanç, aklı harekete geçirir. Ontolojik
argüman, inanan birinin aklıyla Tanrı'nın
varlığını "anlama" çabasıdır. |
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
İbn Rüşd
(Averroes, 1126-1198) "Uyum (Te'vil) Teorisi" |
|
|
|
|
|
|
|
| |
Felsefe ile şeriat
(din) aynı hakikatin farklı ifadeleridir. |
|
|
|
|
|
|
| |
Çelişki durumunda,
din metinleri (Kur'an) akla uygun şekilde
yorumlanır (te'vil). |
|
|
|
|
| |
"Halk için zahir (literal) anlam, âlimler için
batın (yorum) anlam." Akıl, dinin
hakiki yorumcusudur. |
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
İbn Sina (Avicenna,
980-1037) "Felsefe dini temellendirir" |
|
|
|
|
|
|
|
| |
Tanrı'nın
varlığı (zorunlu varlık vacibu'l vücûd) aklen
kanıtlanabilir. |
|
|
|
|
| |
Din (vahiy) bu rasyonel çerçeveye uygun olmak
zorundadır; çelişki varsa metin yorumlanır. |
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
Thomas Aquinas
(1225-1274) "Doğal akıl ve vahiy aynı kaynaktan" |
|
|
|
|
| |
Doğal akıl (felsefe) ile vahiy (teoloji) farklı yöntemlerdir ama aynı
Tanrı'dan gelir. |
|
|
|
| |
Doğal akıl: Tanrı'nın varlığını
(beş yol), ruhun ölümsüzlüğünü, temel ahlak ilkelerini
kanıtlayabilir. |
|
| |
Vahiy: Teslis, enkarnasyon, ilk günah gibi akıl üstü
(akla karşı değil, akla aşkın) dogmaları verir. |
|
|
| |
Akıl
inancın praeambula fidei (ön hazırlıkları) olarak
çalışır. |
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
Pascal (1623-1662)
"Kalbin aklı" |
|
|
|
|
|
|
|
| |
Pascal'ın Bahsi
(Pari): Tanrı var veya yok. Akıl kesin
karar veremez. İnanmak: sonsuz kazanç inanmamak: sonsuz kayıp
riski. Rasyonel bahis inanmaktır. |
|
| |
"Kalbin
aklının gerekçeleri vardır ki akıl bunu bilmez."
İnanç sadece mantıksal çıkarım değil,
varoluşsal bir sıçrama ve duygusal/varoluşsal bir
bağlılıktır. |
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
Kierkegaard (1813-1855)
"İnanç sıçraması" |
|
|
|
|
|
|
| |
Akıl nesnel, genel,
mantıksaldır; inanç ise öznel, varoluşsal, paradoksaldır. |
|
|
|
| |
İnanç aklın
sonucu değildir; akıl inancı imkânsız kılar.
"İnanç, anlamadığı tutkuyla bağlı
kalmaktır." |
|
| |
İbrahim
örneği: İshak'ı kurban etmesi
emredilir bu etik (akla göre suç) ile dini (inanca göre itaat)
arasında trajik gerilim. Akıl burada bir "skandal" görür;
inanç atlar. |
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
4.
İslam Düşüncesinde Akıl (ʿAql) ve İman
(Īmān) |
|
|
🔝 |
|
|
| |
İslam
düşüncesinde akıl ile inanç arasındaki ilişki üç ana ekol
etrafında şekillenir: |
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
Pozisyon |
|
|
|
Temsilciler |
|
|
| |
Eş'arilik
(Ortodoks Sünni çoğunluk) |
Akıl vahye
bağımlıdır; iyi ve kötüyü akıl bilemez, vahiy
belirler. Akıl, vahyin rehberliğinde çalışır. |
Eş'ari, Gazali, (son dönem) |
|
| |
Mutezile |
Akıl, vahiyden
bağımsız olarak iyi ve kötüyü bilebilir. Vahiy aklın
bulduklarını destekler, teyit eder. |
Mutezile ekolü (Kadı Abdülcebbar) |
|
| |
İbn Rüşd ve
Felsefe Ekolü |
Akıl ve vahiy
çelişmez; çelişki varsa vahiy yoruma (te'vil) açıktır.
Felsefe, dinin en yüksek yorumudur. |
İbn Rüşd (Averroes) |
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
Eş'arilik'te akıl ve inanç ilişkisi, |
|
|
|
|
|
|
|
| |
Eş'arilik'te
akıl ve inanç ilişkisi, temelde akıl ile vahiy (nakil)
arasında bir denge kurma çabasıdır. Ancak bu denge, mezhebin
tarihsel gelişimi içinde farklılık göstermiş ve
Eş'arî kelâmcıların genel eğilimi aklın
belirleyiciliğini ön plana çıkarmıştır. |
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
📜 Genel Çerçeve: Selef ile Mu'tezile
Arasında Bir Yol |
|
|
|
|
|
| |
Eş'arilik,
IV. (X.) yüzyılda, dönemin iki ana akımına tepki olarak
doğmuştur : |
|
|
|
|
| |
Selefiyye (Ehl-i
Hadis): Naslara (Kur'an ve Sünnet) lafzi anlamıyla
bağlı kalmayı yeterli gören, aklı bu alanda çok fazla
devreye sokmayan gelenekçi çizgi. |
|
| |
Mu'tezile: Aklı, inanç esaslarını anlama ve yorumlamada
naklin önüne koyan rasyonalist çizgi. |
|
| |
Eş'arîlik,
Selefiyye'nin naslara bağlılığını korumakla
birlikte, Mu'tezile'nin yöntemine karşı koyabilmek ve inancı
rasyonel temellere oturtmak için kelâm metodunu, yani aklî istidlâli (akıl yürütme) bir
yöntem olarak kullanmayı meşru saymıştır . Bu
yönüyle Eş'arîlik, nasları esas alıp aklı onların
hizmetinde bir araç olarak konumlandırmıştır. |
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
💡 Gazzâlî'nin
Rolü: Bir Dönüm Noktası |
|
|
|
|
|
|
| |
Gazzâlî, Eş'arîlik içinde bir dönüm
noktasıdır ve onu anlamadan mezhepteki akıl-inanç dengesini
tam kavramak zordur. |
|
| |
Gazzâlî, bir yandan
Aristo mantığını İslamî ilimler için meşru ve
gerekli bir "alet" olarak kabul ederek aklın metodolojik
önemini vurgulamıştır . |
|
| |
Öte yandan, en yüksek
hakikate ulaşmanın yolunun salt akıl yürütme değil,
kalbin tasfiyesiyle elde edilen "keşf" (manevi
sezgi) metodu olduğunu savunmuştur . Bu yönüyle sonraki
Eş'arî kelâmının felsefi ve rasyonel derinliğine
katkıda bulunurken, aklın ötesine de işaret etmiştir. |
|
| |
Bu nedenle
Eş'arilik içinde bir "Müteahhirîn" döneminden söz edilir ve
Gazzâlî bu dönemin başlatıcısı kabul edilir . |
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
Gazali'nin "akıl ve
inanç" konusunda görüşü: |
|
|
|
|
|
|
| |
El-Gazâlî (1058-1111),
İslam düşünce tarihinde akıl ve inanç arasındaki
ilişkiyi en derinlemesine ele alan filozoflardan biridir. Onun bu
konudaki görüşlerini şu temel başlıklar altında
özetleyebilirim: |
|
| |
1. Aklın
Sınırlılığı: Gazâlî'ye
göre akıl, metafizik ve ilahiyat alanında kesin bilgiye
ulaşmakta yetersizdir. Özellikle "Tekafütü'l-Felâsife"
(Filozofların Tutarsızlığı) adlı eserinde,
İbn Sînâ ve Fârâbî gibi filozofların aklı mutlak hakikat
ölçüsü kabul eden tutumlarını eleştirir. Ona göre akıl,
duyu verilerini düzenleyen, mantıksal çıkarımlar yapan bir
araçtır ancak aşkın (transandantal) hakikatleri kavramakta
acizdir. |
|
| |
2. İman ve
Keşfî Bilgi: Gazâlî için en yüksek bilgi türü,
kalbin tasfiye edilmesiyle elde edilen "keşf" (manevi sezgi)
ve "zevk" (doğrudan yaşama) yoluyla gelen ilhamî
bilgidir. Bu bilgi, mantıksal çıkarımlardan üstündür ve peygamberlerin
sahip olduğu türden bir kesinlik taşır. İman, bu
bağlamda salt aklî onay değil, kalbin teslimiyeti ve ilahî nurun
kalbe doğmasıdır. |
|
| |
3. Akıl-İman
Uyumu: Ancak Gazâlî aklı tamamen reddetmez. Aksine,
aklı imanın ön şartı olarak görür: Dinin temel ilkelerini
(Allah'ın varlığı, peygamberlik vs.) akıl
dışlamaz, ancak bu ilkelerin derin anlamına ancak keşf
ile ulaşılır. Aklı, "imanın hizmetindeki bir
araç" olarak tanımlar. Örneğin kelâm ilmini, aklın dini
savunmadaki yerini kabul ederek eleştirir, fakat bunun yeterli
olmadığını vurgular. |
|
| |
4. Mantık ve
Yöntem: İlginçtir ki Gazâlî, mantığı
"imanın zaruri aracı" sayar. Kendi eserlerinde
(el-Mustasfâ) mantık kurallarını fıkıh usulüne
uygular. Ancak mantığın, sadece dünyevi bilgilerin
düzenlenmesinde geçerli olduğunu, ilahî bilgilere ulaşmada tek
başına yeterli olmadığını söyler. |
|
| |
5. Pratik
Çıkarım: Gazâlî'nin bu
yaklaşımı, "eleştirel rasyonalizm" ile
"mistisizm" arasında bir orta yol değil, akla belirli bir
alan tanıyan ancak en yüksek otoriteyi vahiy ve keşfe veren bir
hiyerarşidir. Ona göre taklitten (körü körüne iman) kurtulmak için
aklı kullanmak gerekir, ama aklın ötesindeki hakikatlere ancak
kalbin arınmasıyla varılır. |
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
Sonuç olarak Gazâlî, akıl ile inancı
çatışan iki alan olarak görmez; aklı imanın
basamağı, keşfi ise zirvesi olarak konumlandırır. Bu
yaklaşımı, İslam dünyasında hem felsefi hem de
mistik geleneği etkilemiş, özellikle Eş'arî kelâmı ile
tasavvuf arasında köprü kurmuştur. |
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
İnsanı diğer canlılardan ayıran ve onu
sorumlu kılan temyiz gücü, düşünme ve anlama
melekesi. |
|
| |
|
|
|
|
| |
Kurân-ı Kerîme göre insanı insan
yapan, onun her türlü aksiyonlarına anlam kazandıran ve ilâhî
emirler karşısında insanın yükümlülük ve sorumluluk
altına girmesini sağlayan akıldır. Kuranda akıl
kelimesi biri geçmiş, diğerleri geniş zaman kipinde olmak
üzere kırk dokuz yerde fiil şeklinde geçmektedir. Bu âyetlerde genellikle akletmenin yani aklı kullanarak
doğru düşünmenin önemi üzerinde durulmuştur. Kuran terminolojisinde akıl bilgi edinmeye yarayan bir güç ve
bu güç ile elde edilen bilgi şeklinde tarif edilmiştir (bk. Râgıb el-İsfahânî, ʿaḳl md.).
Dinen mükellef olmaya esas teşkil eden akıl birinci anlamdaki
akıldır. Kurân-ı Kerîm ancak
bilenlerin akledebileceğini söyler (el-Ankebût 29/43). Bu gücü ve bu
bilgiyi iyi kullanmadıkları için kâfirleri, ... Onlar
sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; bu yüzden akledemezler
(el-Bakara 2/171) diyerek yermiş, O, aklını kullanmayanlara
kötü bir azap verir (Yûnus 10/100) âyetiyle bütün insanlığı
uyarmış ve akıllarını kullananların cehennem
azabından kurtulacakları (bk. el-Mülk 67/10) belirtilmiştir.
Kuranın birçok âyetinde, akıl sayesinde kazanılan bilginin
gene bu gücün kontrolünde kullanılması gerektiği, bunu
yapmayanların sorumlu tutulacağı sık sık ifade
edilmektedir. Kurân-ı Kerîmde,
eşyadaki nizamı anlama gücüne sahip olan akla, aynı zamanda
ilâhî hakikatleri sezme, anlama ve onların üzerinde düşünüp yorum
yapma görev ve yetkisi de verilmiştir. Nitekim,
Allah âyetlerini akledesiniz diye
açıklamaktadır (el-Bakara 2/242)
âyetiyle aklın bu fonksiyonuna işaret edilmiştir. |
|
| |
Kaynak: |
https://islamansiklopedisi.org.tr/akil |
Süleyman Hayri Bolay |
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
5.
Hristiyanlıkta Akıl ve İnanç |
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
🔝 |
|
|
| |
|
Pozisyon |
|
|
|
|
|
|
|
| |
Katoliklik (Aquinas) |
Doğal akıl
+ Vahiy = uyum. Trident ve Vatikan Konsili: "Tanrı'nın
varlığı aklen bilinebilir." |
|
| |
Protestanlık
(Luther, Calvin İlk dönem) |
Fideizm eğilimi:
"Sadece inanç" (sola fide) ve "sadece Kutsal Kitap" (sola
scriptura). Akıl günahla bozulmuştur; inanç akla üstün gelir. |
|
| |
Protestanlık
(Liberal, 19. yy) |
Akıl ve inanç
uzlaştırılır; tarihsel eleştiri, bilim ve teoloji
ayrı alanlardır. |
Schleiermacher,
Bultmann |
|
| |
Ortodoksluk
(Doğu) |
Akıl ve inanç
birliği, ancak akıl (oran) ile ruhsal akıl (nous)
ayrımı; keşif (teoria) aklı aşar. |
Palamas (hesychasm) |
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
6.
Modern Çağda Akıl-İnanç İlişkisi |
|
|
|
|
🔝 |
|
|
| |
Bilim Çağında
İnanç |
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
Temsilcisi |
|
|
Argüman |
|
|
|
|
| |
Yeni Ateizm
(Çatışma) |
Dawkins, Hitchens, Harris |
Bilim aklı
temsil eder; din inancı. İkisi uzlaşmaz; bilim kazandıkça
din geriler. |
|
| |
Uyumculuk (Diyalog) |
Francis Collins, John
Polkinghorne, Theistic Evolution |
Bilim
"nasıl?" sorusuna, din "neden?" sorusuna cevap
verir. Big Bang yoktan yaratılışla uyumludur. Evrim,
Tanrı'nın yöntemi olabilir. |
|
| |
Ayrı
Alanlar (NOMA) |
Stephen Jay Gould |
Bilim olgusal
dünyaya, din anlam ve değerler dünyasına aittir. Birbirine
karışmamalı. |
|
| |
Agnostisizm |
Thomas Henry Huxley |
Akıl,
Tanrı'nın varlığı veya yokluğu konusunda kesin
hüküm veremez. İnanç da bu yüzden iddialı olmamalıdır. |
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
7.
Evrensel (Hem Teist Hem Ateist İçin) Uyarılar |
|
|
|
🔝 |
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
Ateistler için uyarı |
|
|
|
|
| |
"İnancını
kör bir 'inanca inanç' haline getirmekten kaçın. İnancın
entelektüel içeriğini anlamaya çalış." |
"Aklı
mutlaklaştırıp deneysel/metafizik tüm sorulara cevap
verdiğini sanmaktan kaçın. Akıl
sınırlıdır." |
|
| |
"İnancını
aklın dışladığı şeylere, 'inancım
çünkü saçma' diyerek meşrulaştırma." |
"Aklı
bilimle özdeşleştirip bilimin cevap veremediği alanlar (anlam,
değer, bilinç) var olduğunu görmezden gelme." |
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
8.
Günlük Yaşamda Akıl ve İnanç |
|
|
|
|
🔝 |
|
|
| |
Pratikte: Hemen
herkes günlük hayatta hem aklı hem de inancı kullanır. Bir
doktora gittiğinizde aklı kullanırsınız;
sevdiğiniz birine sadık kalacağınıza dair
verdiğiniz sözde inanç devreye girer. |
|
| |
Karar
vermede: Rasyonel hesaplama (akıl) +
değer yargıları / kişisel bağlılıklar
(inanç türü) birlikte çalışır. |
|
| |
Toplumsal düzeyde: Demokrasi,
insan hakları gibi ilkelerin "akılla" mı yoksa ortak
"inanç"la mı (değer sistemi) var olduğu
tartışmalıdır. |
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
9. Kısa Özet |
|
|
|
|
|
🔝 |
|
|
| |
Akıl ile inanç
arasındaki ilişki dört ana modelde incelenir: (1) Çatışma
(ikisi bağdaşmaz; ya akıl ya inanç), (2)
Bağımsızlık (farklı sorulara cevap verirler), (3)
Diyalog / Bütünleme (akıl inancı temellendirir,
anlaşılır kılar), (4) İnanç aklın üstünde
(akıl sınırlıdır; en yüksek hakikatlere sadece
inançla ulaşılır, hatta akıl inancın önünde engel olabilir).
Hristiyanlıkta Aquinas'tan Luther'e, İslam'da Mutezile'den
Eş'ariliğe ve İbn Rüşd'e kadar geniş bir yelpaze
vardır. Modern çağda bilim ile din arasındaki ilişki de
bu modeller üzerinden tartışılır. Şu
kesin: Ne akıl tek başına tüm hakikati kavrayabilir ne de
inanç akıldan tamamen bağımsız, keyfi bir
sıçramadır en radikal fideistler bile aklı (dil,
mantık, argüman) kullanmadan inançlarını ifade edemezler. |
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
Russel'in
Çaydanlığı |
|
|
|
|
|
🔝 |
|
|
| |
Russell'ın
çaydanlığı, diğer bir
adıyla göksel çaydanlık, filozof Bertrand Russell tarafından dinlerin yanlışlanamaz savlarının yanlışlanması
görevinin kuşkuculara düştüğü görüşünü çürütmek amacıyla
ileri sürülen bir benzeşim. Illustrated dergisinin 1952'de içeriğine kattığı
(ama hiç yayımlamadığı) Bir Tanrı var mı?[1] isimli
makalesinde, Russell aşağıdakileri söyler: |
|
| |
"Eğer ben
Dünya ve Mars arasında eliptik bir yörüngede Güneş'in
etrafında dönen porselen bir çaydanlık olduğunu öne sürseydim
ve bu çaydanlığın en güçlü teleskoplarımızla bile
tespit edilemeyecek kadar küçük olduğunu ekleyecek kadar da dikkatli
olsaydım, kimse bu görüşümün tersini kanıtlayamazdı. Ama
devam edip de bu savımın yanlışlanamaz nitelikte
oluşundan dolayı insan aklının ondan kuşku
duymasının kabul edilemez bir küstahlık
olacağını söyleseydim, herkes haklı olarak
saçmaladığımı düşünürdü. Ancak, eğer böyle bir
çaydanlığın varlığı eski kitaplarca
onaylansaydı, her pazar günü kilisede kutsal gerçeklik olarak
öğretilseydi ve okullarda çocukların beynine kazınsaydı,
onun varlığından kuşku duymak bir gariplik belirtisi
olarak görülür ve o kuşkuyu duyan kişi, yakınçağda bir
ruh doktoruyla, daha önceki çağlardaysa bir Engizisyon
yargıcıyla görüştürülürdü." |
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
Örtüşmeyen Yetki Alanları
(NOMA) |
|
|
|
🔝 |
|
|
| |
Örtüşmeyen Yetki
Alanları (NOMA), Amerikalı paleontolog ve
evrim biyoloğu Stephen Jay Gould tarafından 1997 yılında
ortaya atılan bir kavramdır. Gould, bu prensiple bilim ve dinin
birbiriyle çatışmasının gerekmediğini, tam aksine
iki farklı "yetki alanına" (magisterium) sahip
olduklarını savunur. |
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
📚 NOMA'nın Temel Tanımı |
|
|
|
|
|
|
|
| |
Gould'a göre bilim ve din,
farklı sorulara yanıt arayan, birbiriyle örtüşmeyen iki
ayrı alandır: |
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
Bilimin Yetki
Alanı (Magisterium): Ampirik (deneye
dayalı) dünya ile ilgilenir. Doğal dünyanın olgusal
karakterini belgelemek, bu olguları açıklayacak teoriler
geliştirmek bilimin görevidir. Gould'un örneğiyle,
"İnsanlar maymunlara neden bu kadar benziyor?" sorusu bilimin
alanına girer. |
|
| |
Dinin Yetki Alanı
(Magisterium): Nihai anlam, ahlaki değerler ve
insani amaçlar alanıyla ilgilenir. Din, "Doğru ve
yanlış nedir?", "Hayatın anlamı nedir?"
gibi sorulara yanıt arar. Örneğin, "Diğer türleri yok
etme hakkımız var mı?" sorusu dinin alanına girer. |
|
| |
Gould, bu iki alanın birbirine karışmaması
gerektiğini vurgular. Din, bilimin alanına girip doğal dünya
hakkında olgusal hükümler dikte etmemelidir. Benzer şekilde, bilim
insanları da dünyanın ampirik yapısına dair üstün
bilgilerinden yola çıkarak ahlaki doğrular konusunda daha yüksek
bir içgörüye sahip olduklarını iddia edemezler. |
|
| |
Kaynak |
https://en.wikipedia.org/w/index.php?title=Non-overlapping_magisteria#p-lang |
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
🔍 NOMA'ya
Yöneltilen Eleştiriler |
|
|
|
|
|
|
|
| |
NOMA prensibi,
barışçıl ve mantıklı bir çözüm gibi görünse de
birçok önemli düşünür tarafından eleştirilmiştir. Bu
eleştirileri iki ana grupta toplamak mümkündür: |
|
| |
Bilim
İnsanları ve Filozoflar Tarafından: Evrim
biyoloğu Richard Dawkins gibi eleştirmenler, NOMA'nın gerçekçi
olmadığını savunur. Onlara göre dinler, yalnızca
ahlak ve anlam konularında değil, aynı zamanda dünyanın
işleyişi, yaratılış ve doğaüstü güçler gibi
konularda da kesin iddialarda bulunur. Bu iddialar, doğrudan bilimsel
incelemenin konusudur ve çoğu zaman bilimsel bulgularla çelişir.
Dawkins, "bilimin yetki alanı dışında kalan konuların,
dinin de yetki alanı dışında
kaldığını" belirterek NOMA'nın din için bir
sığınak oluşturduğunu öne sürer. Bu eleştiriye
göre NOMA, dini sadece "ahlak felsefesi" gibi çok ince bir alana
indirgeyerek tanımını deforme etmektedir ve bu haliyle din
denilen olguyu tam olarak yansıtmamaktadır. |
|
| |
Dini Gruplar
Tarafından: Bazı dini çevreler de NOMA'ya
sıcak bakmaz. Onlara göre bu ayrım, inancı "gerçek
olmayan" veya "bilimsel olarak kanıtlanamayacak"
şeylerin alanına hapsederek, dini hayatın merkezi bir parçası
olmaktan çıkarır. Bu eleştiriye göre NOMA, yalnızca
bilimin gerçek sorulara gerçek yanıtlar sağlayabileceğini
savunan bilimcilik (scientism) akımının bir
uzantısından ibarettir. |
|
| |
💎 Özet |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
NOMA, bilim ve din
arasındaki asırlardır süren gerilimi "barışçıl
bir ayrılık" ile çözmeyi
amaçlayan, oldukça etkili ancak bir o kadar da tartışmalı bir
öneridir. Bilim ve dinin farklı sorular sorduğu ve bu nedenle
farklı yetki alanlarına sahip olmaları gerektiği fikri
sezgisel olarak çekici gelse de, NOMA'nın dine biçtiği
sınırlı rol ve bilimsel gerçeklerle çelişen dini
iddiaların varlığı, bu prensibin evrensel olarak kabul
görmesini engellemektedir. |
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
Müslüman alimlerin NOMA'ya dair görüşleri
nelerdir? |
|
|
|
|
|
| |
Müslüman alimlerin ve
düşünürlerin NOMA'ya yaklaşımı temelde iki ana eksende
şekillenmektedir. Gould'un bilim ve dinin birbirinden kesin çizgilerle
ayrılması gerektiği fikri, İslam düşüncesinde
geniş ölçüde reddedilmektedir. Bunun yerine bu iki alanın iç içe
geçtiği, birbiriyle uyumlu ve hatta birbirini tamamlayan olduğu
görüşü baskındır. |
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
🕌 1. Red |
|
|
|
|
|
|
| |
Bu görüşe göre
NOMA, İslam'ın doğasına aykırıdır.
Kur'an-ı Kerim, inananları evreni incelemeye, düşünmeye ve
aklı kullanmaya teşvik eden yüzlerce ayet içerir. Bu nedenle,
bilimsel keşif ile dini hakikat arasında bir çelişki
olması mümkün değildir; asıl olan, Kur'an'ın doğru
anlaşılması ve bilimsel verilerin doğru
yorumlanmasıdır. |
|
| |
İslam
Altın Çağı Mirası: Fârâbi,
İbn-i Sina ve İbn-i Heysem gibi İslamın Altın
Çağındaki Müslüman bilginler, dini metinler ile akla ve felsefeye
dayalı bilimi birbirinden ayırmamış; aksine aklı,
gerçeğe ulaşmanın dini bir yolu olarak görmüşlerdir |
|
| |
Kuran
Perspektifinden Din-Bilim İlişkisi (Doç. Dr. Abdulkadir
KARAKUŞ): Din, Allahın sözlü âyetleri
olan vahyini, bilim ise tabi olduğu yasaları bildirmek üzere
Allahın evrene kodladığı sözsüz âyetlerini anlamayı
konu edinen alanlardır. Din, yaratıcının kim olduğunu
ve yaratılışın niçin gerçekleştiğini
açıklarken bilim, yaratılışın nasıl
gerçekleştiği üzerine yoğunlaşır. Bu iki alanın
bilgi elde etme metotları birbirinden tamamen farklı olmakla
beraber aynı hakikatleri değişik lisan ile ifade ederler. Bu
sebeple birbirlerinin rakibi ve alternatifi değil aksine
tamamlayıcısı konumundadırlar. Allah
Kuranda çok açık ve anlaşılır bir şekilde
insanları gözlem ve deney yoluyla yani bilimsel metotlar kullanarak
varlıkla ilgili araştırmalar yapmaya, bunlar üzerinde
düşünüp tefekkür etmeye teşvik etmiştir. Din, kendini bilimin doğrulamasına ihtiyaç
duymayacak kadar açık, bilim de kullandığı metotlar
itibarıyla somut ve anlaşılır bir alandır. Her ikisi
de Allahın âyetlerini ele aldıkları için birbirlerini
tamamlayan yönleri mevcuttur. Bu sebeple yaratılışla ilgili
âyetlerin üzerinde durmadığı Nasıl yaratıldı?
sorusunun cevabını merak edenlerin, bilimsel verilere yönelmesi gerekmektedir.
Bu makalede, Kuran âyetleri çerçevesinde bilim ve din ilişkisi ele
alınmaya gayret edilecek ve her iki yolla elde edilen bilginin
birbiriyle ilişkisinin sınırları tespit edilmeye
çalışılacaktır. |
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
⚖️ 2. Kısmi Red ve Pragmatik
Yaklaşım |
|
|
|
|
|
|
| |
Nidhal Guessoum'un
"Uyumlaştırma" Modeli: Cezayir
asıllı astrofizikçi Nidhal Guessoum, Arap eğitim sistemlerinde
karşılaşılan bilim-din çatışması sorununa
çözüm ararken NOMA'yı yetersiz bulur. Ona göre NOMA, sorunu görmezden
gelmek ya da geçiştirmek anlamına gelir. Guessoum, dinin bilimsel
gerçekleri görmezden gelmesini reddeden, bilimin de tüm sorulara cevap
verebileceğini iddia eden bilimcilikten (scientism) uzak duran, bunun
yerine iki alanın diyalog ve uzlaşı içinde olmasını
hedefleyen bir "uyumlaştırma" yaklaşımı önerir . |
|
| |
Nidhal Guessoum'un
farklı dönemlerdeki çalışmalarında, NOMA'ya daha
pragmatik bir açıdan yaklaştığı da görülür.
Özellikle eğitim ortamlarında, öğrencilere
yaratılışçılık gibi konuların
öğretilmesinin zorluğuyla
karşılaşıldığında, NOMA'nın geçici bir barış formülü veya
bir başlangıç noktası olarak sunulabileceğini belirtir. Yani NOMA nihai
bir çözüm değil, daha derin bir uzlaşıya giden yolda
kullanılabilecek pedagojik bir araçtır . Bu
yaklaşım, NOMA'yı ilkesel olarak savunmaktan ziyade,
pratikteki bir soruna (eğitimde çatışma) uygulanabilir bir
çözüm olarak görmektedir. |
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
📜 3.
Eleştirel ve Muhafazakâr Yaklaşım |
|
|
|
|
|
|
| |
Bu daha gelenekselci
çizgideki düşünürler, NOMA'nın dinin kapsamını
daraltıp onu sadece "ahlak ve anlam" gibi öznel bir alana
hapsettiğini savunarak şiddetle eleştirir. |
|
| |
Seyyed Hossein
Nasr: Önde gelen İslam filozoflarından Nasr'a göre modern
bilim, maddi ve rasyonel bir dünya görüşüne dayanır. Bu nedenle,
İslami bir bilim anlayışı, modern bilimin bu felsefi
temellerini reddetmeli ve bilgiyi vahiy ile bütünleştirmelidir. Nasr,
evrim teorisi gibi konularda da benzer bir tutumla, materyalist felsefeye
dayandığını düşündüğü bu teorinin İslami
perspektiften kabul edilemeyeceğini savunur . |
|
| |
Kelam
Geleneği: Klasik ve klasik sonrası dönem İslam
kelamcıları (mutakellimun), fiziksel dünyanın incelenmesini
(doğa felsefesi) tüm gerçekliği anlama çabasının
ayrılmaz bir parçası olarak görmüşlerdir. Onlar için Allah da
gerçekliğin bir parçası olduğundan, "bilim ve din"
gibi keskin bir ayrım yapmak anlamsızdır. Bu bakış
açısı, bilim ve dinin yetki alanlarının örtüşmediğini
söyleyen NOMA'nın temel önermesiyle taban tabana zittir . |
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
📍 Bu noktada,
NOMA'nın en ateşli eleştirmenlerinden biri olan evrim
biyoloğu Richard Dawkins'in de bu muhafazakâr çizgideki Müslüman
düşünürlerle aynı kefeye konulamayacağını belirtmek
gerekir. Dawkins, NOMA'yı din için bir sığınak bulma
çabası olarak görüp reddederken , muhafazakâr Müslüman düşünürler
NOMA'yı dini yeterince kapsamlı bulmadığı için
reddeder. Yani aynı sonuca (NOMA'nın reddi) varıyor olsalar da
gerekçeleri birbirinden tamamen farklı ve hatta zıttır. |
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
💎 Özet |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
Özetle, Müslüman
alimler arasında NOMA'ya yönelik genel bir kabul görmemektedir. Ancak bu
reddin gerekçeleri ve alternatif öneriler, düşünürlerin perspektifine
göre çeşitlilik gösterir. Çoğunluk, bilim ve İslam
arasında bir uyum olduğunu ve olması gerektiğini savunur.
Bu uyum arayışı, klasik kelam geleneğinden modern
fizikçilere ve filozoflara kadar geniş bir yelpazede kendine yer bulur. |
|
| |
Türk-İslam
düşünce dünyasında bilim ve din ilişkisi; Batı'daki gibi
kesin çizgilerle ayrılmış iki paralel alan (NOMA) olarak
görülmekten ziyade, birbirini tamamlayan ve hakikatin farklı yönlerini
aydınlatan iki temel kaynak olarak değerlendirilme
eğilimindedir. |
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
📍 Bu konu üzerinde
çalışılırken Yapay Zeka'dan destek
alınmıştır. |
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|